5 Ocak 2014

Çekiliş: 3 Kişiye Hediye Okyanusu Sponsorluğunda Ateşi Yakalamak İğnesi


Projelerle cebelleşiyorum, finallerin başlamasına 1 hafta kaldı, saçımı başımı yoluyorum derkeeeen geçenlerde keşfettiğim bir alışveriş sitesi ile görüştüm ve ikinci çekilişime sponsor olmayı kabul ettiler *-* Ben depresyondayım ama siz mutlu olun efenim T_T

Açlık Oyunları serisinin ikinci filmi Ateşi Yakalamak geçenlerde sinemaya girdi hatta kalktı ama etkisi hala geçmedi. Kesinlikle çok daha başarılı bir film olmuş! Hatta arkadaşımla aynı gün Thor: The Dark World filmine de gittik ama ikimiz de Ateşi Yakalamak filmini daha çok beğendik *-*

İlk film sinemaya girmeden hemen önce Alaycı Kuş iğnesi almış birisi olarak bu filmden sonra da Ateşi Yakalamak iğnesi aranmaya başladım ve Hediye Okyanusu adlı alışveriş sitesini keşfettim ^-^ Çok şirin bir tasarımı olması bir yana ilgimi çeken pek çok ürünü de yurtdışından getirebildiklerini öğrendim. Keşke işe girsem artık da şunları satın alabilsem T_T Ne yazık ki annem "tek iğne neyine yetmiyor!" diye beni azarladığından çok beğenmeme ve indirim de yapmış olmalarına rağmen şu güzel ürünü alamıyorum T_T Amaaaa ben sahip olamasam da neden takipçilerim bunlardan birini kazanmasın değil mi :3

Hediye Okyanusu'nun sponsorluğunda 3 kişi Ateşi Yakalamak iğnelerinden birine sahip olacak *-* Çok şanslısınız =(

Çekilişimizi artık biliyorsunuzdur. Ne kadar çok şartı yerine getirirseniz o kadar çok kazanma şansınız olur *-* Ama hepsini yapmak zorunda değilsiniz tabii ^-^ Çekilişimiz 2 hafta sürecek. Kazananları çekiliş bittikten hemen sonra blogumda duyurmuş olurum. Anlamadığınız şeyleri sormaktan çekinmeyin ^-^ Blogunda Duyur şartında postunuza üstteki resmi eklemeyi unutmayın!

Herkese bol şans!

a Rafflecopter giveaway
Katkılarından dolayı teşekkürler.

17 Mart 2013

Eşleşme - Ally Condie


Kitap: Eşleşme
Yazar: Ally Condie
Yayıncı: DeliDolu
Yayın Tarihi: Mart 2013
Sayfa Sayısı: 352
Tür: Genç-Yetişkin, Distopya, Romantizm
Goodreads | Okuoku | D&R

Kimi seveceğinize, nerede çalışacağınıza, hatta ne zaman öleceğinize başkalarının karar verdiği bir dünya düşünün.

Bu dünyada uzun bir hayata, harika bir işe, ideal bir eşe sahip olmak için neredeyse hiçbir bedel ödemeniz gerekmiyor çünkü tüm seçimleri sizin adınıza görevliler yapıyor. Üstelik hepsi "kusursuz" seçimler.

Tüm hastalıkların tedavi edildiği, insanların uçan trenlerle seyahat ettiği, eşleşme yoluyla "eşsiz" evliliklerin, ailelerin ve nesillerin yetiştiği böylesi mükemmel bir dünyada, Toplumun tüm üstün güçlerine ve kontrolüne rağmen mevcut sistem çatırdamak üzere…

Cassia'nın yapay bir cam fanus içerisinde yaşadıklarını idrak etmesi uzun sürmüyor. Toplumun ona sunduğu mükemmel dünyanın tüm nimetlerine sırt çevirmeye hazır. Kalbinde hissettiği aşkın gücü ve özgürlük için göstereceği cesaret onu yeterince güçlü kılmaya yetiyor. Ama Topluma başkaldırabilmek ne yazık ki mümkün değil. En azından şimdilik… 

Genç-Yetişkin türünü sevenlerin ismini çok duyacağı yeni yayınevi Delidolu'nun, uzun zamandır çıkması beklenen Matched kitabı ile yayın hayatına başlaması hepimizin dikkatini çekti eminim. Eşleşme ismiyle raflardaki yerini alan kitabın orjinal kapakla çıkması da kitabın ismini duymayanları bile heyecanlandırdı. 

Kapak öyle güzel ki normal tanıtım resmi olarak kitap kapağı yerine bu şekilde kullanma istedi duydum. Delidolu'nın harika bir iş çıkarttığını söylemeliyim. Kapak harika, çeviri de güzel ve çok fazla hata yok, kısacası gerçekten özenilmiş olduğunu daha ilk bakışta anlıyorsunuz. Beni üzen tek konu kitapta şimdiki zaman kipi kullanılmış olması. Bundan gerçekten nefret ediyorum. Buradan çevirmenlere ve yayınevlerine sesleniyorum: orjinalde kullanılan zaman kipi her ne olursa olsun geçmiş zamandan şaşmayın!! Okumak gerçekten işkenceye dönüyor. Hele de böyle kitaplarda. 

Açlık Oyunları ve benzeri distopya türündeki kitapları okumayı seven birisi olarak Eşleşme uzun zamandır okunacaklar listemdeydi. Konusu da ilgi çekici. İnsanların kiminle evleneceğine, kaç çocuk doğuracağına, nerede çalışacağına, ne zaman öleceğine karar veren bir Toplum ve o Toplumda yanlış kişiye aşık olan bir kızın hikayesini anlatmış yazar.

Cassia da diğerleri gibi Toplumun her dediğini yapan, Topluma güvenen bir bireydir. 17 yaşına geldiğinde Eşleşme yemeğine katılacağı ve eşi olacak kişinin hayaliyle yaşar. Eşleşme yemeğinde örneğine çok sık rastlanmayan bir şey olur ve Cassia çocukluk arkadaşı Xander ile eşleşir. Pek çok kişinin büyük şans olarak göreceği şey Cassia için pek de öyle değildir. Cassia asla eşleştiği kişinin nasıl olabileceği hakkında fikirler yürütemeyecek, onunla karşılaşacağı günü bekleyerek heyecanlanamayacak ya da onun hakkında bilgi edinmek için eşleşme yemeğinde ona verilen mikro karta bakmayacaktır. Cassia, Xander'ı zaten çok iyi tanıyor, onunla tüm çocukluğunu ve gençliğini birlikte geçirdi. Belki de her şeyi bu kadar çıkmaza sokan da bu. Eşleşen başka kızların yaptığı pek çok şeyi yapamamak...

Bir yanda hayatı boyunca tanıdığı nazik ve iyi huylu Xander,
diğer yanda pek tanımadığı yakışıklı, düşünceli ve isyankar Ky.
Sen olsan hangisini seçerdin?

Eşleşmeden bir süre sonra Cassia ona verilen mikro kartta Xander'ı değil başka bir erkeğin yüzünü görür ve her şey böyle başlar. Çok yakın olmadığı, asla düşünmediği yine kendi mahallesinden başka bir erkek ile eşleşmiş olabileceği gerçeği Cassia'nın ilgisini çeker. Görevliler ona bunun bir hata olduğunu söylese bile iş işten geçmiştir. O günden sonra Cassia, Ky'a başka gözle bakar olur. Cassia bir yandan büyükbabasının ona bıraktığı bir sır ile baş etmeye çalışırken diğer yandan hem Xander'ı değil de Ky'ı arzulamaya hem de yasakları delmeye başlar. Kitapta bir kızın tutkularını Topluma karşı sorumluluklarının üzerinde tutmasını ve Toplumun yanlışlarını yavaş yavaş farketmesini anlatılıyor. Aşk bazen insanın gözünü açmasını ve hayata daha farklı bakmasını sağlayabiliyor.

Cam bir fanusa hapsolmuşum; onu kırmak ve dışarı çıkarak nefes almak istiyorum ama canım acır diye çok korkuyorum.
Cassia | Sayfa 284


Ally Condie'nin yarattığı dünya öyle acımasız ve nefret uyandırıcı ki kitapta sadece tutkularına karşı koyamayan gençler yerine gerçek bir isyan hikayesi olsa kesinlikle harika olurmuş. Çünkü böyle bir Toplumda isyan etmez de ne yapar insan bilemiyorum. Koyunlaşmış, Toplumun her dediğine inanan ve ona güvenen, asla sorgulamayan, korkak insanlar görüyoruz. Hiçbir şeyin tesadüfe ya da şansa bırakılmayacak şekilde planlandığı bu ülkede kimse aklına eseni yapamıyor. Toplum neyi, kimi ya da hangi zamanı seçmişse insanlar ona uyuyor ve ona denileni yapıyor. Okuyucunun bile isyan etmesini sağlayacak kadar çok duygu yaşatmayı başarmış yazar. Ancak kitapta beğendiğim tek şey bu ne yazık ki.

Bize gerçek hayatın kendisini değil, parçalarını verdiklerini söyleyeceğim onlara. Ona hayatımın numuneler ve kumaş kırpıklarından ibaret olmasını istemediğimi söyleyeceğim. Her şeyin tadını taşıyan ama içinde hiçbir şey olmayan bir yemeğe benzemesini istemediğimi.
Cassia |  Sayfa 241


Ben bir kitapta hareket ve gerilim görmek isterim. Kitabın sorunu işte tam olarak bu. Eşleşme çok durağan bir kitap. Yazarın verdiği mesajlar çok güzel. Kitabın herhangi bir cümlesini alıntı olarak veresi geliyor insanın. Ama kitapta başından sonuna kadar hiç hareket yok. Çok düz ve sıkıcı ne yazık ki. Baş karakterimiz Cassia'nın sabahtan akşama neler yaptığı o kadar detaylı anlatılıyor ki günlük okuyormuşum hissi uyandırdı bende. Tabii benim gibi değilseniz bu kitaba hayran kalabilirsiniz. Çünkü dediğim gibi kitapta verilen mesajlar insana dokunan cinsten. Kitabı okuyup haline şükretmeyecek insan yoktur eminim. Özgürlüğümüzün değerini bilmemiz gerektiğini hatırlatıyor ve "ben olsam ne yapardım" sorusunu kendimize yöneltmemizi sağlıyor.

Kitabın tanıtım videosunu izlemeyen kalmamıştır sanırım. Yine de eklemekte fayda var. Gerçekten çok güzel olmuş *-*



"Ben kitapta ekşın severim" diyorsanız bu kitabı pek önermem. Ancak kitabı sevenlerin de çok olacağına inanıyorum. Sanırım ikinci kitaptan itibaren daha çok hareket görebileceğiz. Bu nedenle serinin devamını okumayı düşünüyorum.



3 kitaplık serinin devam kitaplarının isimleri Crossed ve Reached. Umarım Delidolu okuyucusunu çok fazla bekletmeden devam kitaplarını da çevirir.

2 Mart 2013

Kitaplar... Kapaklar...

Dün Hazal'ın doğum günüydü. Biz de buluşup tüm günü bir alışveriş merkezinde gezerek ve yiyip içerek geçirdik =D Hatta en son Özsüt'de oturup saatlerce çene çaldık. Gülüşmelerimizi ve garip hareketlerimizi gören insanlar da bize dik dik baktı doğal olarak XD Tabii Özsüt deyince akla birbirinden nefis pastalar geliyor. Pastalarımız geldiğinde bir mum rica ettik, onlar da kırmadılar bizi =) Oburların facebook sayfasını beğenenler Hazal'ın pastasıyla fotosunu görmüştür.


Büyük bir alışveriş merkezine gidiyorsanız, bir kitap kurdu olarak bakmadan çıkmayacağınız yer kesinlikle kitapçılardır. Biz de D&R'a gitmeyi ihmal etmedik. D&R'ın altını üstüne getirip yayınevlerini ve kitapları eleştirirken Arunas Yayıncılıktan çıkan Yürüyen Ölüler kitabının hem ciltli hem ciltsiz versiyonları gözümüze takıldı.

Yurtdışında örneklerine sıkça rastladığımız ama Türkiye'de pek göremediğimiz cilti kitaplara pek çoğumuz hasetle bakarız. "Ahhh şu kitabın ciltlisi çıksa alırdım" dediğimiz kitaplar kesinlikle vardır. Ancak yayınevleri maliyeti daha yüksek olacağı için ciltli kitapların çok fazla satmayacağını düşünür ve böyle bir işe kalkışmaz. Normal bir okuyucu için ciltli kitap pek önemli değildir. Fiyatına göre pek çok okur ciltsiz kitaba yönelecektir. Ya koleksiyoncular? Bir kitap koleksiyoncusu olarak çok beğendiğim kitapların ciltlisini almayı tercih ederim. Özellikle yayınevleri popüler kitaplarını iki şekilde de basıp iki tür okuyucuyu da düşünse daha hoş olmaz mıydı?

Yürüyen Ölüler sanıyorum buna en güzel örnek. Arunas, İthaki, Artemis gibi yayınevleri daha önce bazı kitaplarını iki şekilde de basarak gözüme girmeyi başarmıştı. Ancak pek çok yayınevi ciltlisi bile kapış kapış gidecek bazı kitapları için bu uygulamadan kaçınmaya devam ediyor. Örneğin Dex'i ele alalım. The Selection (Türkiye'deki adıyla Beni Seç) daha çıkmadan büyük ilgi toplamış, çıktığı hafta ilk basımı tükenmişti. Hal böyleyken dün Yürüyen Ölüler kitabını görünce "Neden Dex, Beni Seç'i ciltli de basmadı?" sorusu aklımıza takıldı. Sonuçta Doğan Egmont çocuklar için yayınladığı kitapların neredeyse hepsini ciltli olarak basıyor ve o kitapları gören herkesin çocuk olası geliyor. Yoksa çocuk kitaplarına yetişkinlerinkinden daha çok mu özeniliyor?



Türkiye'de çok fazla koleksiyoncu olmayabilir ancak bunu dikkate alarak yayınevleri az sayıda özel basım ciltli kitaplar da çıkartabilir diye düşünüyorum. Aynı şekilde Pegasus özellikle de filmi yayınlandıktan sonra Açlık Oyunları serisinin reklamlarını neredeyse her gün yapar oldu. Özellikle de filmden sonra kitabı almayan kalmamıştır sanıyorum. Pegasus bu durumu kullanarak film çıktığında serinin ciltli versiyonunu da basabilirdi. Yurtdışında o kadar güzel kapaklarla çıkartıldı ki bizde neden bu kadar üstünde durulmadı da sadece her gün aynı afişle reklam yapıldı anlamış değilim. 


Bazen ise yayınevleri kitapları sadece ciltli çıkartabiliyor. Bunun en büyük örneklerini Fısıltı ve Cehennem Makineleri serilerinde gördük. Tabii bu sefer de koleksiyon yapmak istemeyen okuyucular sorun yaşadı. Final kitabının 29 liradan satıldığını hepimiz biliyoruz. Bazıları kitabın pahalılığından yakındı doğal olarak. Önceden de dediğim gibi yayınevlerinin korkulu rüyası "kitabın satmaması" durumu böyle zamanlarda kendini daha çok gösteriyor. Ben Fısıltı serisini 2 sene önce bir alışveriş sitesinden 3lü set olarak aldığımda kitaplar ciltli olmasına rağmen gerçekten çok uygun fiyata satılıyordu. Yanlış hatırlamıyorsam kitapların tanesi 16 lira gibi bir şeydi. Koleksiyon yapmaya yeni yeni başlamış biri olarak kitaplığımda ciltli bir setin olması benim için harika bir şeydi. Bu nedenle hiç düşünmeden kitapları almıştım. Tabii serinin beklentilerimi karşılamaması benim için büyük hayal kırıklığı olsa da kitaplığımda ciltli kitaplar görmek beni hala mutlu ediyor ve sırf bu nedenle serinin son kitabını da aldım =D


Bu arada kitapların üstündeki kolyeyi dün Hazal'la gezerken Koton'dan 7 liraya aldım. Dün Hazal'ın doğum günüydü ama ben hep kendimi şımarttım nedense... =P

Son olarak da daha önce ciltli kitap basmayan çok sevilen bir yayınevinin büyük reklamlarla çıkartmayı planladığı ve yine şimdiden çok merak edilen bir kitabını ciltli olarak basmayı düşündüğünden bahsedeyim. Ne yazık ki yayınevinin ve kitabın ismini veremiyorum. Ancak kitabın ciltli olarak çıkması kuvvetle muhtemel ve satış fiyatı 25 lira olarak düşünülüyor. Kitabın ciltli olarak çıkacağını duyduğuma sevinmiş olsam da her bütçeye hitap edebilmek adına ciltsiz versiyonunu da basmalarını temenni ediyorum. Benim hangisini alacağımı merak edenlere "tabii ki CİLTLİ olanını" derim =)