25 Mayıs 2016

[Blog Tur] Kan ve Tuz - Kim Liggett | Tanıtım Videosu

Korkmak iyidir. Yaşamak için hâlâ bir nedenin olduğu anlamına gelir.

Kitap: Kan ve Tuz
Orijinal Adı: Blood and Salt
Yazar: Kim Liggett
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Çeviri: Aslı Dağlı
Yayın Tarihi: Mayıs 2016 
Sayfa Sayısı: 360
Seri Adı: Blood and Salt #1
Tür: Genç Yetişkin, Fantastik, Gizem, Romantizm

Puanım:
 

Kan ve Tuz… Ash Larkin'in annesinin, uzun süredir kaçtığı ruhani halkına geri dönmeden önce ağzından çıkan son kelimelerdi. Annesini arayan Ash'in yolu Quivira'ya düştüğünde, zamanın ötesindeki bu kasabada uğursuz ve kadim bir şeylerin varlığı onu tutsak etmişti.

Ash bir yandan, atalarından kalan, kavuşamayan âşıklarla ve ölümle, simyayla ve ölümsüzlükle bezenmiş anılarla başa çıkmaya çalışırken, bir yandan da sırlarla dolu ve kan bağıyla yasaklanmış Dane'den uzak durmaya uğraşıyordu.

Bu esnada Quivira halkı 500 yıldır süregelen bir törene hazırlanırken, Ash sadece annesini kurtarmak için değil kendisi için de savaşmak ve çok geç olmadan Quivira hakkındaki gerçekleri ortaya çıkarmak zorundaydı. Tamamen kan ve tuzla sarıp sarmalanmadan önce…

Bu kitabın haklarının alınışı, kitabın yurtdışında çıkması, çeviriye girmesi sonra yayına hazırlanması falan tüm aşamalar gözümün önünde gerçekleşti aslında. Nedense o zamanlar pek ilgimi çekmemişti. Korku-gerilim türlerine hep uzak durmuşumdur zaten. Sonra İzmir Kitap Fuarı'nda elime kitabın ön okuması geçti. Yabancı Yayınları yine cicili bicili basmış, kitap alanların poşetine atıverelim diye. Bir okuyayım dedim ve daha ilk sayfasıydı, kitabın ilk cümlesi beni benden aldı: "Ölü kız mutfak masamızın üstünde tepetaklak asılı duruyordu." Büyük bir merakla stanttaki işimi bırakıp okumaya devam ettim tabii ve o diğer cümle geliverdi: "Ölü kızlar sadece bana aitti." Ortada böyle ürkütücü bir başlangıç varsa o kitabın turunu istememek gibi bir lüksünüz kalmıyor. (Merak edenler kitabın ön okumasını Sui Generis blogunda bulabilirler.)

İşin aslı böyle bir ilk bölümden sonra düşüncem Anna: Kan Giyinmiş Kız tarzı bir romanın beni beklediği yönündeydi. Ancak daha çok Derin Sularla Şeytan Arasında gibi bir kitap çıktı karşıma. Kan ve Tuz tam anlamıyla korku romanı değil. Ürkütücü ve mistik bir havası var, kabul. Hatta aralara sıkıştırılan şiirsel anılar öyle çok yakışmış ki kitaba. Gel gelelim ilerleyen bölümlerde o ürkütücü havasını kaybedip bize gotik bir Romeo ve Juliet hikayesi sunuyor. Yani korkmak için almayı düşünüyorsanız almayın bu kitabı. Korkacağınızı düşünerek uzak durduysanız ise geri dönün; çünkü romantizme doyacağınız gizemli bir hikaye sizleri bekliyor.

"Kuzgun derinlere gömülmüş sırların müjdecisidir; atalarımızın anılarının koruyucusudur ve ölümün habercisi olarak bilinir. Kuzguna hükmeden kadın, dünyaya hükmeder."
İşaretler ve Kehanetler | Sayfa 20

Konusu zaten tanıtım yazısında yeterince açık bir şekilde anlatılmış. Yeniden yazarsam muhtemelen spoiler vereceğim ve kitabın tüm büyüsü bozulacak. O nedenle bu seferlik pas geçiyorum. Kitapta gözünüze çok sık takılacak iki şey var: kuzgun ve mısır. Özellikle mısırdan gına gelebilir. İngilizce tanıtım yazısına bakanınız olduysa Stephen King'in Mısır Çocukları eseri ile Romeo ve Juliet'in harmanlandığı bir kitap olduğundan bahsedildiğini görmüşsünüzdür. Yalan! Neyse ki bizim yayıncımız akıllı da Mısır Çocukları'nın M'sini tanıtım yazısına eklememiş. Vallahi taşlanırlardı. Kitaba, "Bu kitap korkunç." dediğinde o kitap korkunç olmaz sayın yazar. Bunu bil. Ufaktan tüylerimi diken diken etmiş olabilir. Bazı sahneler kesinlikle bunu başarmış ama bu korkutmaya yetmiyor. Sırf karakterler habire mısır tarlalarında geziyor diye de Mısır Çocukları kitabıyla bir benzerlik kurulmaz. Deli misiniz kuzum o.O Kuzgunlar da her gotik kitabın olmazsa olmazı tabii onu da mısırların üzerine serpiştirdik mi tamamdır :) Bu ikili kitapta olmasa da olurmuş. Zaten kitabın ana unsuru siyah kurdele. Ah o kurdele... diyor ve susuyorum. Okuyun -_-

Beklentiler bir kitabın bazen güzel yanlarını görmenize engel olabiliyor. Korku beklentisiyle okunuyorsa büyük hayal kırıklığı yaratacağı kesin. Ama romantizm arayanlar bu kitapta lanetli bir aşkı, birlikte olmaması gereken iki genci bulacak. Bu kitabın en güzel yanı ise kolay kolay tahmin edilemiyor oluşu. Şahsen klişelerden bıkmış biri olarak yeni ve farklı bir anlatım, tahmin edilemeyen bir kurgu arayan benim için bu kitap gerçekten güzeldi. Yabancı Yayınları'nın harika ciltli baskısı ve Aslı Dağlı'nın tertemiz çevirisi de kitabın diğer güzel yanları tabii. Sanırım iki kitaplık seri olacak. Devamını okumayı dört gözle bekliyorum.

Not: Bu sefer ne hikayeden ne karakterlerden bahsettim. Ödüm koptu çünkü spoiler veririm diye. Kıymetinizi bilin :P


Tanıtım Videosu

Aşağıdaki ilk video tarafımdan yapıldı. Bu sefer kitabı anlatan bir metin oluşturamadım. Ben de kitabın o güzel şiirsel tarzını görebileceğiniz bir alıntı ekledim videoya. Ürkütücü ama korkutucu değil. Umarım beğenirsiniz.

İkinci video ise yazar tarafından yayınlanan yabancı tanıtım videosu. Kitaptaki aşk ve tabii ki mısırlar ön planda. Özellikle sonu şok edici. Kitapla ne kadar ilgilidir tartışılır ama videoya bakıp kitabı okumak istemeyecek az kişi vardır sanırım. Onlar da benim gibi korku sevmedikleri için istememişlerdir.



25 Ağustos 2013

[Xpresso Book Blitz] Tears of Tess - Pepper Winters | Çekiliş

En olmadık yerlerde aşkı bulmanın, zorunluluğun büyüttüğü demirden bir iradenin ve yeterli olmayabilecek bir bağışlanmanın hikayesi.




Kitap: Tears of Tess
Türkçe Adı: Tess'in Gözyaşları
Yazar: Pepper Winters
Yayıncı: Pepper Winters (self publishing)
Yayın Tarihi: Eylül 2013
Sayfa Sayısı: 
Tür: Yeni Yetişkin, Çağdaş Romantizm, Erotik
Goodreads | Amazon

“Hayatım eksiksizdi. Mutlu, tatmin edici, muntazam ve mükemmel. Sonra hepsi değişti. Satıldım.”

Tess Snow istediği her şeye sahiptir: son döneminden sonra gayrimenkul alanında bir kariyer, sevgi dolu bir erkek arkadaş ve imkanlarla dolu göz kamaştırıcı bir gelecek.

İkinci yıldönümlerinde Brax, romantik bir Meksika seyahati ile Tess’e sürpriz yapar. Kumlu plajlar, lezzetli kokteyller ve ruhlarını birbirine bağlayan seks, harika bir tatil için biçilmiş kaftandır. Tüm kalbiyle,bu tutku dolu haftayı beklerken Tess mutluluktan havalara uçmaktadır.

Ama bu toz pembe hayaller paramparça oldu.

Kaçırıldı. Uyuşturuldu. Çalındı. Tess karanlık ve dehşet dolu bir dünyanın içine sürüklendi.

Kurtarıcısı, sevgilisi , umudu ve geleceği olmadan kaçırılmış ve yalnız olan Tess, korkmuş bir genç kızdan ateşli bir savaşçıya dönüşür. Ama ne kadar güçlü olursa olsun, bu onu satılmış olmanın dehşetinden kurtaramaz.

Brax, Tess’i mahvolmadan önce bulabilir mi? Yoksa Tess’in yeni sahibi kızın hayatını tamamen değiştirecek mi?

Bir kitap kapağına aşık olunabilir mi? Ben oldum. Hem de ilk görüşte! Öyle ki ilk defa böyle bir tanıtım organizasyonuna katılıyorum. Hatta bu türde pek kitap okumamama rağmen en kısa zamanda bu harika kapaklı kitabı okumayı düşünüyorum.

Tears of Tess'i New Adult türünde ele almak ne kadar doğru bilmiyorum. Çünkü kitap yetişkin içerikli olduğunu bas bas bağırıyor. Alıntılara baktığınızda bunu siz de fark edeceksiniz. Bdsm de olabilir hatta. Erotik kitapların bu türünü sevmeyenler için pek uygun değil anlayacağınız. Kitapta ana karakterin zorla tanımadığı bir adamla ilişkiye girdiğini, sonrasında kendini kızın efendisi olarak gören bu adama aşık oluşunu anlatıyor yazar. Konu hayli karanlık ve gerçekçi aslında. Acilen kitaba başlamam lazım! Yoksa meraktan çatlayabilirim *-*

Bu kadar gevezelik yeter diyor ve sizi alıntılarla ve silinmiş sahneyle baş başa bırakıyorum.

Güçlü kolları ve sağlam figürüyle bir vücut geliştiricisiyim diye bağırıyordu. Kahretsin ki, böyle iri ve güçlü olması hoşuma gidiyordu. Bana o kadar kolay sahip olabilirdi ki... ama asla olmadı. Bana bir kristalmişim gibi davrandı. Durduğu yerde parlamak zorunda olan, tozsuz, özel kesim bir kristalmişim gibi.


Homurdanırken yüzündeki ifade okunmuyordu, “Daha fazlasını mı istiyorsun?”
Daha fazla. Ne tehlikeli iki kelime.
Başımı salladım. “Daha fazla değil. Daha farklı.”


Q, ellerini düzgün saçlarında gezdirerek homurdandı. “Cevap ver bana, esclave. Sahibin olmam bu kadar mı kötü?”


“Yalan söyleyemezsin. Şimdi değil. Bedenin gerçeği bağırıyorken değil.” Parmaklarını boşalmak için titreyen iç kısımlarımı okşayarak hareket ettirdi.
Haklıydı, yalan söyleyemezdim. Daha çok ağladım.


Kaşlarımı çattım. “Ne istiyorsun?”
“Senin her şeyine sahip olmak istiyorum, esclave. Adın da dahil.”


Beni serbest bıraktı, yumuşak parmaklarını saçlarımda gezdirdi. Sarsıldım, kolayca kırılıp tamamen allak bullak oldum.
“Bu geceye kadar, esclave.”


“Tekrar söylemene ihtiyacım var, sonra gidebilirsin.”
İki seçenek. İki karar. İkisi de kolay değildi. İkisinin de sonuçları vardı. Ama şimdilik, iffetimi bir gece daha koruyacak olanı seçtim.
Başımı eğdim ve mırıldandım, “Seninim.”


“Sen benimsin. Seninle istediğimi yapabilirim. Seni giydirebilirim. Becerebilirim. Uzaklara gönderebilirim. Başkalarına ödünç verebilirim. Bana aitsin. Ve en sonunda bunun romantik, seksi ya da eğlenceli bir şey olmadığını anladın. Bu, kimsenin istemesi ya da arzulaması gereken bir şey değil. Sen bir esirsin.”
Beni sarstı. Başının ağrısı gözlerinden okunuyordu. “Efendin olarak görevim, seni hiçbir duygunun, umudun ya da rüyanın olmadığı bir duruma düşürmek. Sana başka bir adamı becermeni söylediğimde bana ne kadar süre diye soracaksın. Sana bir şey giymeni söylediğimde, sözümü hiçe sayarak onu lanet olası parçalarına ayırmayacaksın. O elbiseyi giyecek ve sana ne verirsem değerini bileceksin. Sen benimsin, esclave. Ve bu kahrolası bir mutlu son değil.”


Q, bakışlarını dudaklarıma indirdi. “Je suis à toi.” Vahşi bir şey yüz hatlarını ateşledi; dudaklarını dudaklarıma bastırarak hızlıca öptü. “Bu, seninim demek.”

“Ami?”
Banyonun camından kayarak yere eğildim. Hayır. Bana eşlik etmesini midem kaldırmayacaktı.
Suzette, elini buharda hareket ettirerek girdi. “Ami. Artık çıkman gerekiyor. Efendi Mercer senin için bir akşam yemeği düzenledi.”
Yemek? Yemeği falan düşünemiyordum. Midemde kalanları da çıkartırdım.
Suzette duşu kapattı ve kabarık bir havluyla yanıma eğildi “Al. Geçti, güvendesin.” dedi.
Yine bu kelime.
Göz yaşlarım bir türlü durmuyordu. Suzette yakınıma gelip ıslak omzumu okşadı. “Ağlayabilirsin. İçinde kalmasın. Ama umarım senin için en iyi yerin burası olduğunu anlarsın. Burada kimse sana dokunamaz, Q dışında. Ve bu kötü bir şey değil, değil mi?”
Yanaklarımdaki göz yaşlarını sildim. “Hayır,” diye fısıldadım. Ve gerçekten, sadece Q’nun bana dokunabileceğini bilmek lotoyu kazanmak gibiydi. O, sadece şehvetli ve sahiplenici olmaktan başka bir şey yapmıyordu. Asla kötü ve incitici değildi. Vücudumda var olduğunu bile bilmediğim duyguları açığa çıkarıyordu.
Q gibi bir efendimin olması o kadar da kötü değildi.
Daha kötüsü de olabilirdi. Çok daha kötüsü.
Book Blitz kapsamında iki çekiliş yapıyoruz. İlki kitabın basılı bir kopyasını kazanmak isteyenler için. Çekiliş uluslararası. Yani siz de katılabilirsiniz *-*
a Rafflecopter giveaway

Diğer çekilişi ise ben yapıyorum. E-Kitap kazanmak isteyenler bu çekilişe katılabilir. Kitabın İngilizce olduğunun altını çizelim.

Yazar, okur, bazen de eş.
Tam bir seksi romantizm ve Yeni Yetişkin bağımlısı.
Onun için bir dizi erkek kitap karakteriyle köpüklü banyo yapmanın yerini hiçbir şey tutamaz.
Pepper'in iki kitabı Tess'in Gözyaşları ve Kırık Şans yakında çıkıyor.
Website | Facebook | Goodreads | Twitter

30 Temmuz 2013

Aimee Carter'dan Yeni Seri!

Türkiye'de Ephesus Yayınları'ndan çıkan Tanrıça serisinin yazarı Aimee Carter yeni seriye başlamış *-* Hazır Tanrıça serisinin son kitabı Tanrıçanın Mirası bugün ön siparişe girmişken yeni serinin tanıtımını yapayım dedim. Yazarımız bu sefer de distopya türüne el atıyor. Ephesus Yayınları bu seriyi de alır mı bilmem ama ben şimdiden merak ettim ^^


Kitap: Pawn
Türkçe Adı: Piyon
Yazar: Aimee Carter
Yayıncı: Harlequin Teen
Yayın Tarihi: 26 Kasım 2013
Sayfa Sayısı: 304
Dili: İngilizce
Seri Adı: The Blackcoat Rebellion #1
Tür: GençYetişkin, Distopya, Romantizm
Kitty Doe için bu kolay bir seçim gibi görünüyor. Hayatını bir III olarak sefalet içinde geçirebilir, kendinden yüksek rütbeliler tarafından küçük görülebilir ve sevdiği kişileri terk etmeye zorlanabilir, ya da VII olur ve ülkenin en güçlü ailesine katılır.

Eğer Evet derse, Kitty bir Maskeli olacak –estetik operasyonla, esrarengiz bir şekilde ölen Başbakan'ın yeğeni Lila Hart’a dönüştürülecek. Hart ailesinin bir üyesi olarak ünlü olacak. Herkes ona tapacak. Ve hayatında ilk kez önemli birisi olacak.

Tek bir sorun var. Lila’nın gizlice desteklediği ve öldürülmesine neden olan ve Kitty’nin de inandığı isyanı bastırması gerekiyor. Tehditler, komplolar ve kendine ait olmayan bir hayatla karşı karşıya kalan Kitty, hangi yolu seçeceğine karar vermeli ve anlamaya yeni başladığı karmaşık bir oyunda bir piyondan çok daha fazlası olmayı öğrenmeli.

Konu güzel. İlk paragraf Beni Seç, ikinci paragraf da Başlayanlar ve Çirkinler'i hatırlattı bana. Pek orijinal değil anlayacağınız. Yine de ilgimi çekmeyi başardı *-*