1 Kasım 2014

[Blog Tur] Hiçliğin Kıyısında - J.A. Redmerski | Tanıtım Videosu


Tesadüf, yazgıya verilen hayali bir isimden ibarettir...


Kitap: Hiçliğin Kıyısında
Yazar: J. A. Redmerski
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Çeviri: Süreyya Çalıkoğlu
Yayın Tarihi: Ekim 2014 
Sayfa Sayısı: 467
Seri Adı: Hiçliğin Kıyısında #1
Tür: Yeni Yetişkin, Günümüz Aşk

Puanım:
 

Yirmi yaşındaki Camryn, alışılmışın dışında bir yaşam tarzı düşlemektedir. Fakat başına gelen trajediler bu yaşamı kendisinden zorla çekip alınca, ilk bulduğu otobüse atlayarak varış noktasını bilmediği bir yolculuğa çıkar. Çıktığı bu kendini yeniden keşfetme yolculuğunda, kendisi gibi nereye gideceğini bilmeyen, Andrew Parrish adında biriyle tanışır. Fakat Andrew'un da bazı karanlık sırları vardır.

Andrew yolculukları esnasında Camryn'e kimseye bağlı kalmadan, içinden geldiği gibi yaşama, en derin ve kuytu arzularına teslim olma sanatını öğretir. Ancak Andrew'un ondan gizlediği sır yolun sonunda kendisini beklemektedir. Bu sır ikiliyi bir araya getirebilecek midir, yoksa onları sonsuza dek birbirlerinden ayrılmaya mı mahkûm edecektir?

Etrafımızdaki her şeyden herkesten bunaldığımız, sıkıldığımız anlar vardır. Sanki saatli bir bombaymış da her an patlayacakmış gibi hissederiz. İşte bu anlardan birinde sadece gerekli olan bir kaç parça kıyafet ve eşyayı küçük bir çantaya sığdırıp bilmediğiniz bir istikamete yol aldığınızı düşünün. Önemli olan gittiğiniz yer değil, yalnız kalıp düşünebilmek. İşte Camryn Bennett'in de yaptığı tam olarak bu. Aşık olduğu çocuğu 1 sene önce kaybetmiş. Üstüne bir de abisi hapse girip ebeveynleri boşanınca geriye sadece çocukluk arkadaşı kalmış. Her şey daha da kötüye gidemez derken bir anda en yakın arkadaşını da kaybedince Camryn çareyi oradan uzaklaşmakta buluyor. Aklına gelen ilk yere otobüs bileti alan kızımız, bu yolculuk sırasında yakışıklı bir yabancı ile tanışıyor: Andrew Parrish. Andrew hayli sinir bozucu ve sevimli birisi. Yolculukları sırasında Andrew'un da düşünmek ve bir şeylerden uzaklaşmak için bu yolculuğa çıktığını öğreniyoruz. Andrew, bu güne kadar okuduğum yeni yetişkin kitapları içinde en sevdiğim erkek karakter oldu diyebilirim.

"Teşekkür ederim. Her şey için... Giysilerini katlamak yerine çantaya tıkmamı sağladığın için, arabada uyanmayayım diye müziği kıstığın için, restoranda şarkı söylediğin için. Bana yaşadığımı hissettirdiğin için."
Camryn | Sayfa 267

Ruh eşinizi bulduğunuzda artık çok geç kaldığınızı anlarsanız ne yaparsınız? Andrew, Camryn'e birlikte yolculuk etmeyi ve anı yaşamayı teklif ettiğinde Camryn hiç düşünmeden kabul ediyor. Keyifli bir yolculuğa çıkan ve birbirlerini daha yakından tanımaya başlayan karakterlerimizin kafasında tek bir şey var: Onu sevebilirim ama sevmemeliyim. Camryn'in sebeplerini bilsek de Andrew'un neden böyle düşündüğünü, neden aşık olmaktan bu kadar korktuğu halde Camryn'den bir türlü ayrılamadığını anlayamıyoruz uzun süre. Andrew'un sakladığı sır ne? Camryn, kendini ona teslim edebilecek mi? Tüm bu soruların cevaplarını öğrenebilmek için kitabı okumanız gerekiyor *-*

Yürek daima akla galip gelir. Her ne kadar pervasız, intihara meyilli, mazoşist olsa da her zaman istediğini yaptırır.
Andrew | Sayfa 358

Yeni Yetişkin türünde çok sık kitap çıkar oldu. Aslında böyle bir türde bildiğim ilk kitap The Edge of Never olmasına rağmen en son çıkan olunca o arada bu türden soğumuş bulundum. Kitapların konuları hep birbirine benzediği ve içinde en az erotik kitaplardaki kadar cinsellik barındırdığı için bu kitabın da diğerleri gibi ilgimi çekmeyeceğini düşünmeye başlamıştım. Yanılmışım. Camryn'in yolcuğu beni büyüledi. Kitabın kurgusu, o yolculuk teması, özgürlük hissi ve anlatılan aşkın diğer kitaplar gibi basit olmayışı beni öyle çok etkiledi ki kitabın sonunun oldubittiye getirilmesinden puan kırmaya gönlüm el vermedi. Karakterlerin yolculukları sırasında kendimi kaptırıp aptal gibi sırıttğım da oldu, çaldıkları şarkıları farkında olmadan mırıldandığım da (klasik rock candır :P ). Özellikle karakterlerimiz The Civil Wars'ın en sevdiğim şarkısı Hollow Barton'ı birlikte söylemek için pratik yaptıklarında günlerce o şarkıyı çalıp durdum evde. Her şey çok güzel derken yazar tabii ki yaptı yapacağını. Kitaba kendimi çok kaptırdığımdan mıdır bilmiyorum ama neyin geldiğini anlayamadım bu sefer. Genelde hep tuttururum şu sonları ama Andrew'un sırrına hazırlıksız yakalandığımı  itiraf ediyorum. Ben daha farklı şeyler düşünmüştüm. Bir anda tüm ruh halimi değiştirip saç baş yolmama sebep olduğun ve son bölümde yaptığın nanik için teşekkürler Jessica Redmerski -_- Lanet olsun sana!

Kitabın sonu için belki aranızda daha farklı bitmeliydi diyenleriniz olacaktır ama ben bu halinden memnunum :D Eğer farklı bitmiş olsaydı kesin puan kırardım. Diğer yandan sonunu oldubittiye getirmese fikrim değişebilirdi.

Serinin ikinci kitabı The Edge of Always geçen sene yurtdışında çıktı. İki kitaplık seri olduğu için beklemeyi düşünenlere peşinen söyleyeyim beklemenize hiç gerek yok. Evet, karakterlerimizin hikayesinin devamı ancak ilk kitabın bir sonu var. Merak etmeyin ^-^


Tanıtım Videosu

Youtube'da çokça fan videosu bulabilirsiniz ama bence en güzeli benim yaptığım (çok da mütevazıyımdır) =P

27 Ekim - 2 Kasım Tur Programı

27 Ekim   mirielenda.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Ön Okuma
28 Ekim   raflarinarasindan.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Yazar Tanıtımı
29 Ekim   sssuigenerisss.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Bunları Biliyor musunuz?
30 Ekim   kutsalyorumcu.blogspot.com  |  Kitap Yorumu - Alıntılar
31 Ekim   thcodex.blogspot.com |  Kitap Yorumu - Tanırım Videosu
01 Kasım pinucciasbooks.blogspot.com |  Kitap Yorumu  -  Yazarla Söyleşi
01 Kasım sohbetedecekkimseyok.blogspot.com  |  Kitap Yorumu
02 Kasım tugceninkitapligi.com  |  Kitap Yorumu - Bonus Sahne

29 Temmuz 2013

Killing Sarai - J.A. Redmerski


THE EDGE OF NEVER romanının yazarından tutku ve yaşam mücadelesi üzerine bir hikaye…

Kitap: Killing Sarai
Yazar: J.A. Redmerski
Yayıncı: J.A. Redmerski (self publishing)
Yayın Tarihi: Haziran 2013
Sayfa Sayısı: 393
Dili: İngilizce
Seri Adı: In the Company of Killers
Tür: Yeni Yetişkin, Romantizm
Goodreads | Amazon

Puanım:
Sarai, annesi tarafından kötü şöhretli bir uyuşturucu baronu ile yaşamak üzere Meksika’ya gönderildiğinde on dört yaşındaydı. Zaman içerisinde normal bir yaşamın nasıl olduğunu unutmuş olsa da, dokuz yıldır tutulduğu yerden kaçma umudunu hiçbir zaman yitirmemişti.

Victor, tıpkı Sarai gibi, çocukluğundan beri sadece ölüm ve şiddeti bilen, soğuk kanlı bir suikastçıydı. Victor, Sarai’nin tutulduğu yere kendisine verilen işin detayları ve ödemesini almak için geldiğinde, Sarai onu kaçmak için tek fırsatı olarak görür. Ancak işler planlandığı gibi gitmez ve Tucson’a dönebileceği bir ulaşım yolu bulmak yerine, kendini bir tehlikeli adamın ellerinden kurtulup, bir diğerine yakalanmış olarak bulur.

Kaçarken, Victor doğal içgüdülerinden sapar ve vicdanının sesine kulak vererek sonunda Sarai’ye yardım eder. İkili yakınlaştıkça, kendini Sarai’yi koruyabilmek uğruna her şeyini feda etmeye hazır bulur; herkes gibi Sarai’yi ölü isteyen sadık ağabeyi Niklas da dahil.

Victor ve Sarai birbirlerine güvenmeye başladıkça, farklılıkları yavaş yavaş azalırken, aralarındaki beklenmedik çekim giderek artmaktadır. Fakat Sarai’nin farkında olmadan Victor’un üzerindeki kontrolü, onun ölümüne neden olabilecekken, Victor’un zalim yetenekleri ve tecrübesi onu kurtarmaya yetmeyebilir.

Bu onların hikayesi…
Tanıtım çevirisi Tuğçe'nin Kitaplığı'na aittir. 

Kasım ayında Ephesus Yayınları'ndan çıkacak olan The Edge of Never romanının yazarı J.A. Redmerski yeni seri ile karşımızda. In the Company Killers serisinin ilk kitabı Killing Sarai, okurlardan yine tam not almayı başarıyor. Ehhh hakkı da. TEoN'ı okumamış birisi olarak beni bile hayranları arasına eklemeyi başardı yazarımız. Kitabın yayın hakları TEoN'da olduğu gibi Ephesus'ta. Çok fazla beklemeden Türkçe'sine kavuşmayı diliyor ve kitap hakkındaki yorumuma geçiyorum.
14 yaşında annesinin ihanetine uğradı, sevmediği bir adamla ilişkiye girmek zorunda bırakıldı, uyuşturucunun, fuhuşun, şiddetin ve bütün diğer pisliklerin göbeğinde yaşamak zorunda kaldı. Sarai ile tanışın. O böyle bir hayat için fazla masum, güçlü ve çekici bir genç kadın. Aradan geçen 9 yıl boyunca oradan kaçacağı günün hayalini kurdu ve umudunu hiç yitirmedi. Sonra bir gün bir Amerikalı tüm hayatını değiştirdi... Killing Sarai, 9 yıllık bir yaşam mücadelesini anlatıyor. Pisliğin içine batıp da her şeye rağmen masum kalmak mümkün mü?

Sarai ne yapıp edip kaçmanın bir yolunu buluyor ama uyuşturucu baronundan kaçıp acımasız bir kiralık katile güvenebilir mi? Adam kızı önce geri götürmeye çalışıp sonra kullanmaya karar veriyor. İşte tam da buralarda sinir oldum Victor'a! Tamam yakışıklısın, seksisin ve işinde çok iyisin falan da bu odunluk niye! (Hep "benim dünyamda aşka yer yok" havaları..) Duygusuz herif! Kitabın ortalarında hikaye başka bir boyuta geçiyor. İkili birbirini daha iyi tanıdıkça aralarındaki benzerlikleri fark ediyor ve yavaş yavaş büyük bir aşkın ilk tohumları atılıyor. Ancak ikilinin yakınlaşması hayatlarını iyiden iyiye tehlikeye atıyor. Victor haklı: Bu dünyada aşka yer yok!

İngilizce kitap okumayalı yıllar olduğu düşünülürse kitabı okumakta zorlanacağımı düşünmüştüm ama beklediğim gibi olmadı. Başlarda az biraz sıkılsam da sonrasında soluksuz okudum ve etkisini uzun süre üstümden atamadım. Sıkılmamın nedeni de sanırım kitabın ilk yarısında pek aşk meşk olmamasından kaynaklanıyordu. Kitabın ortalarından itibaren yazarımız okuyucusunu bu konuda da hayal kırıklığına uğratmıyor. Sarai bir yerden sonra Victor'a tutulup özgür olma hevesini bir kenara bırakıyor. Stockholm Sendromu mu dersiniz, kurtarıcısına aşık olduğunu mu düşünürsünüz bilmem! Gerçi her suikastçı Victor gibi olsa bu durumu garipsemezdik =P Adam taş! Pek çok okuyucu gibi ben de Victor'u gözümde Michael Fassbender olarak hayal ettim. Ehh adam hem Alman hem de çok yakışıklı ^(#`∀´)_Ψ

Emin olduğum tek şey Victor sayesinde hayatta olduğum. Victor sayesinde Tucson'daki evimdeyim. Victor sayesinde seçmediğim bir hayattan özgürlüğüme kavuştum.

Soğuk kanlı bir kiralık katil olsun ya da olmasın, o hayatımı kurtardı.
Sarai

Yazarın anlatımı akıcı ve tarzı da beni etkiledi. Ayrıca aksiyonu boldu. Tam benlik! Kitabı hem esas kızın hem de esas oğlanın gözünden anlatmış. Bu da kitabın en büyük artılarından biri. Çünkü Victor karakteri başlarda azıcık (!) uyuz. Öyle ki nefret ettim karakterden. Kıza az çektirmedi pislik ヽ(#゚Д゚)ノ┌┛Ancak bir yerden sonra bazı olayları onun gözünden okuyunca düşündüğüm gibi birisi olmadığını anladım. Keşke her yazar böyle yapsa *-* Sarai'ye ise hayran kaldım. Çok zor bir hayatı olmuş. Buna rağmen güçlü bir kadın. Belki de onu bu denli güçlü yapan yaşadıklarıdır, bilmiyorum. Victor ile aralarında büyük benzerlikler var. İkisi de çocuk yaşta seçmedikleri bir hayatı yaşamak zorunda bırakılmış, sevdiklerinden koparılmış, birinin sevgisini kazanmak, sevmek nedir bilmiyorlar. Bu da onları yakınlaştıran en büyük etken aslında. Sevmeyi birlikte öğreniyorlar.

Serinin devam kitabı Reviving Izabel'in kapağı da geçenlerde yayınlandı. İlk kitabınkinden çok daha güzel! Hem renkler hem de kapak modeli beni etkiledi. Çıkar çıkmaz okumayı planlıyorum.

In the Company of Killers serisinin film hakları alınır mı bilmem ama film olmaya çok uygun olduğunu söyleyebilirim. Hatta çıkarsa kesin izlerim *-* Hatta hatta hayalimdeki oyuncular oynasa keşke (çok şey isteyen blogger). The Edge of Never'ın film haklarının ne kadar çabuk alındığı düşünülürse benim umudum var...

Arada yine böyle çılgınlıklar yapıp İngilizce kitap okuyabilirim. Umarım kitap ilginizi çekmiştir ve okuyamadığınız için sövüyorsunuzdur muhahahahahaa =P