3 Mart 2013

Final - Becca Fitzpatrick


Kitap: Final
Yazar: Becca Fitzpatrick
Yayıncı: Pegasus
Yayın Tarihi: Kasım 2012
Sayfa Sayısı: 411
Seri Adı: Hush Hush
Tür: Fantastik, Genç-Yetişkin, Romantizm

Nora ve Patch tüm sorunların geride kaldığını düşünmektedir ve genç kız, kovulmuş meleğe karşı hissettiği sevgiden her zamankinden daha emindir. Kovulmuş melek olsun ya da olmasın hayatının aşkı odur. Kökenleri ve kaderleri, birbirlerine düşman olmalarını gerektirse de Nora, Patch'e sırtını dönmeyecektir fakat ikisi de son bir tehlikeyle yüzleşmek için güçlerini toplamalıdır. Hank ölmüştür ve istemeden de olsa Nefilim ırkının lideri olan Nora onun başlattığı işi bitirmek zorundadır. Bu da kovulmuş melekleri, yani Patch'i yok etmesi gerekeceği anlamına gelmektedir. Böyle bir şeyin olmasına asla izin vermeyeceğinden, Patch'le birlikte bir plan yapar. Amaçları savaşı daha başlamadan bitirmektir.

Fakat bazen en iyi hesaplanan planlar bile ters gidebilmektedir. Nora yeni görevine alışmaya çalışırken hiç beklemediği bir şekilde, bağımlılık yapıcı bir güce kapılmaktan kendini alıkoyamaz.
Savaş hatları çizilirken Nora ve Patch hangi tarafta yer alacaktır? Aralarındaki farklılıklarla yüzleşirken bunları ya görmezden gelecek ya da uğruna savaştıkları sevginin yok olmasına sebep olacaklardır. Nihayetinde aşkın bile üstesinden gelemeyeceği engeller yok mudur?
Önceki yazımda da dediğim gibi serinin ilk üç kitabını 2 sene önce set olarak Hepsiburada'dan almıştım. Kitap hakkında bir fikrim olmadığı zaman genelde bu tür alışveriş sitelerine bakarım kim ne yorum yazmış diye. Yorumların hepsi çok güzel olduğu yönündeydi. Ben de kitaplığıma ciltli kitaplar ekleme amacıyla hiç düşünmeden üç kitabı birden almıştım.

Twilight ile ülkemizi de saran genç-yetişkin fantastik (vampir, kurt adam, melek vs.) furyasının ilk meyvelerinden olan Hush Hush serisi düşmüş bir meleğe aşık olan insan kızın başından geçen ilginç olayları anlatıyordu. Zaten pek çok furyada (bkz. Grinin Elli Tonu) çıbanın başı Twilight! Pek çok gencin ilgisini çeken seri ülkemizde de büyük beğeni topladı. Twilight'ı ergenlik dönemimden yeni çıktığım zamanlarda okuyup hiç değilse ilk iki kitabını sevmiş birisi olarak bu kitabı da sevebileceğime inanıyordum. Nitekim serinin ilk kitabı Fısıltı hoşuma gitmişti. Seri kitapları set olarak almanın en güzel yanı hiç beklemeden devamını okuyabilme imkanınız olmasıdır. Ben de beklemeden 2. ve 3. kitapları okudum. Ancak ikisini de sevmedim.

Yazar ilk kitabın aksine bu kitaplarda özgün olamamış ve tabiri caizse kendini tekrarlamıştı. Bunun en güzel örneği Nora karakterinin her kitapta birileri tarafından kaçırılıyor olmasıydı =) Becca, 4. kitapta da bu geleneği bozmamış baş karakterini yine birilerine kaçırtmış. Yazarın bu Kurgu yoksunluğu başta güzel başlayan serinin sonraki kitaplarında benden hep daha kötü puanlar almasına sebep oldu. 

Serinin son kitabından kısaca bahsetmem gerekirse:

Nora, Hank'ı öldürmüş ve zorla ettiği yeminden dolayı Nefilim ordusunun lideri olmuştur. Ancak Nora düşmüş meleklerle yapılacak bir savaşta lider olmak değil, Patch ile mutlu bir hayat istiyordur. Nefilim ırkı bir anda ortaya çıkan bu lideri kabul etmek istemez. Özellikle de bir düşmüş melek ile çıktığı için. Nora bir yandan sevgilsini gizleyip diğer yandan Patch ile zaman geçirmeye çalışsa da en sonunda bir grup kızgın Nefilim tarafından kaçırılıp Patch'den ayrılmaya zorlandığında bir oyun oynayıp Nefilimleri kandırmaktan başka şansı kalmaz, bir de Nefilim sevgili bulmalıdır tabii. Hank'a Nora'yı koruyacağına söz veren Dante, bu iş için biçilmiş kaftandır. Bir yandan sevgili rolü oynarken diğer yandan kaçınılmaz savaşta güçlü olabilmesi için Nora'yı eğitmeye başlar. Nora yeni güçlerine alışmaya çalışadursun, kızgın bir baş melek, bedenini ele geçirmek isteyen düşmüş melekler, onu kabul etmeyen Nefilimler ve Hank ile birlikte yok olduğuna inandığı şeytan hilesi ile uğraşmak zorunda kalacaktır. Peki yaklaşmakta olan savaşı durdurmalı mı yoksa bu savaşta Nefilimlerin lideri olarak görevini yapmalı mıdır?

Kitabın 150 sayfası sıkıntıdan günlerce bitmek bilmedi. Sadece 10 sayfa okuyup da sıkılmak mümkün müdür? Hele de böyle çerez diye tabir edebileceğimiz bir kitapta o_O Araya Beni Seç ve Nemesis girdi. Ben resmen kitabın konusunu unutmaya başladım.

150 sayfadan sonra konu biraz da olsa ilginç bir hal almaya başlıyor. Ancak hala bir şeylerin eksikliğini hissediyorsunuz. Yazar da bunun farkında olacak ki kitabın sonlarına doğru yine sadakatsizlik, kayıplar, güven gibi duygusal temaları öne çıkartarak okuyucuyu etkilemeye çalışıyor. Tabii kitaba küçük sürprizler ekleyerek şaşırtma kozunu da sonuna kadar kullanıyor. Kitabın en duygusal sayılabilecek yerlerinde bir parça bile üzülmedim =D Sürprizlerin çoğu bana saçma ve gereksiz göründü.

Kısacası yazar kitabı resmen "oldu bitti"ye getirmiş. Çok fazla düşünülmeden kurgulanmış bir kitap var karşımızda. Eğer 2. veya 3. kitapları çok sevmediyseniz ve ne olursa olsun seriyi bitirmek gibi bir gayeniz yoksa bu kitabı okumasanız da olur derim =)

Bu da Goodreads puanına her zaman güvenemeyeceğimizin bir kanıtı olsun.

2 Mart 2013

Kitaplar... Kapaklar...

Dün Hazal'ın doğum günüydü. Biz de buluşup tüm günü bir alışveriş merkezinde gezerek ve yiyip içerek geçirdik =D Hatta en son Özsüt'de oturup saatlerce çene çaldık. Gülüşmelerimizi ve garip hareketlerimizi gören insanlar da bize dik dik baktı doğal olarak XD Tabii Özsüt deyince akla birbirinden nefis pastalar geliyor. Pastalarımız geldiğinde bir mum rica ettik, onlar da kırmadılar bizi =) Oburların facebook sayfasını beğenenler Hazal'ın pastasıyla fotosunu görmüştür.


Büyük bir alışveriş merkezine gidiyorsanız, bir kitap kurdu olarak bakmadan çıkmayacağınız yer kesinlikle kitapçılardır. Biz de D&R'a gitmeyi ihmal etmedik. D&R'ın altını üstüne getirip yayınevlerini ve kitapları eleştirirken Arunas Yayıncılıktan çıkan Yürüyen Ölüler kitabının hem ciltli hem ciltsiz versiyonları gözümüze takıldı.

Yurtdışında örneklerine sıkça rastladığımız ama Türkiye'de pek göremediğimiz cilti kitaplara pek çoğumuz hasetle bakarız. "Ahhh şu kitabın ciltlisi çıksa alırdım" dediğimiz kitaplar kesinlikle vardır. Ancak yayınevleri maliyeti daha yüksek olacağı için ciltli kitapların çok fazla satmayacağını düşünür ve böyle bir işe kalkışmaz. Normal bir okuyucu için ciltli kitap pek önemli değildir. Fiyatına göre pek çok okur ciltsiz kitaba yönelecektir. Ya koleksiyoncular? Bir kitap koleksiyoncusu olarak çok beğendiğim kitapların ciltlisini almayı tercih ederim. Özellikle yayınevleri popüler kitaplarını iki şekilde de basıp iki tür okuyucuyu da düşünse daha hoş olmaz mıydı?

Yürüyen Ölüler sanıyorum buna en güzel örnek. Arunas, İthaki, Artemis gibi yayınevleri daha önce bazı kitaplarını iki şekilde de basarak gözüme girmeyi başarmıştı. Ancak pek çok yayınevi ciltlisi bile kapış kapış gidecek bazı kitapları için bu uygulamadan kaçınmaya devam ediyor. Örneğin Dex'i ele alalım. The Selection (Türkiye'deki adıyla Beni Seç) daha çıkmadan büyük ilgi toplamış, çıktığı hafta ilk basımı tükenmişti. Hal böyleyken dün Yürüyen Ölüler kitabını görünce "Neden Dex, Beni Seç'i ciltli de basmadı?" sorusu aklımıza takıldı. Sonuçta Doğan Egmont çocuklar için yayınladığı kitapların neredeyse hepsini ciltli olarak basıyor ve o kitapları gören herkesin çocuk olası geliyor. Yoksa çocuk kitaplarına yetişkinlerinkinden daha çok mu özeniliyor?



Türkiye'de çok fazla koleksiyoncu olmayabilir ancak bunu dikkate alarak yayınevleri az sayıda özel basım ciltli kitaplar da çıkartabilir diye düşünüyorum. Aynı şekilde Pegasus özellikle de filmi yayınlandıktan sonra Açlık Oyunları serisinin reklamlarını neredeyse her gün yapar oldu. Özellikle de filmden sonra kitabı almayan kalmamıştır sanıyorum. Pegasus bu durumu kullanarak film çıktığında serinin ciltli versiyonunu da basabilirdi. Yurtdışında o kadar güzel kapaklarla çıkartıldı ki bizde neden bu kadar üstünde durulmadı da sadece her gün aynı afişle reklam yapıldı anlamış değilim. 


Bazen ise yayınevleri kitapları sadece ciltli çıkartabiliyor. Bunun en büyük örneklerini Fısıltı ve Cehennem Makineleri serilerinde gördük. Tabii bu sefer de koleksiyon yapmak istemeyen okuyucular sorun yaşadı. Final kitabının 29 liradan satıldığını hepimiz biliyoruz. Bazıları kitabın pahalılığından yakındı doğal olarak. Önceden de dediğim gibi yayınevlerinin korkulu rüyası "kitabın satmaması" durumu böyle zamanlarda kendini daha çok gösteriyor. Ben Fısıltı serisini 2 sene önce bir alışveriş sitesinden 3lü set olarak aldığımda kitaplar ciltli olmasına rağmen gerçekten çok uygun fiyata satılıyordu. Yanlış hatırlamıyorsam kitapların tanesi 16 lira gibi bir şeydi. Koleksiyon yapmaya yeni yeni başlamış biri olarak kitaplığımda ciltli bir setin olması benim için harika bir şeydi. Bu nedenle hiç düşünmeden kitapları almıştım. Tabii serinin beklentilerimi karşılamaması benim için büyük hayal kırıklığı olsa da kitaplığımda ciltli kitaplar görmek beni hala mutlu ediyor ve sırf bu nedenle serinin son kitabını da aldım =D


Bu arada kitapların üstündeki kolyeyi dün Hazal'la gezerken Koton'dan 7 liraya aldım. Dün Hazal'ın doğum günüydü ama ben hep kendimi şımarttım nedense... =P

Son olarak da daha önce ciltli kitap basmayan çok sevilen bir yayınevinin büyük reklamlarla çıkartmayı planladığı ve yine şimdiden çok merak edilen bir kitabını ciltli olarak basmayı düşündüğünden bahsedeyim. Ne yazık ki yayınevinin ve kitabın ismini veremiyorum. Ancak kitabın ciltli olarak çıkması kuvvetle muhtemel ve satış fiyatı 25 lira olarak düşünülüyor. Kitabın ciltli olarak çıkacağını duyduğuma sevinmiş olsam da her bütçeye hitap edebilmek adına ciltsiz versiyonunu da basmalarını temenni ediyorum. Benim hangisini alacağımı merak edenlere "tabii ki CİLTLİ olanını" derim =)