22 Eylül 2013

Bir Öz Eleştiri Denemesi: En Sevdiğim Kitap Yorumlarım

Bir kitap bloggerı için yazdığı yorumlar çocukları gibidir ama eğer bir blogger size "Ay hepsini çok seviyorum hayatta ayrım yapamam." diyorsa inanmayın =D Yorum yazarken yorumunuzu etkileyen pek çok unsur olabilir. Okuduğunuz kitabı çok sevdiyseniz yorumunuzun da güzel olması kuvvetle muhtemel mesela. Sevmediğiniz kitabın yorumunu yazmak bile istemeyebilirsiniz (benim gibi). O anki ruh haliniz ve özellikle blog turlarında belli bir tarihte yayınlanmasının gerekmesi da yorumunuzu etkileyebiliyor.

Blogum 1. yılına bastığında bu güne kadar neler yazmışım diye şöyle bir bakmaya karar verdim. "Bu ne saçma yorum böyle o.O" dediğim de oldu "Bu şaheseri ben mi yazmışım cidden *-*" dediklerim de. Kendi kendimi eleştirdim ve en beğendiğim yorumlarımı sıraladım. Üşengeçliğimden yakınan ve bu postu tamamlamam için beni zorlayan Büşra'ya çok teşekkürler ♥

İşte benim en beğendiğim kitap yorumlarım:

Bu kitaba hayranım! Artık nasıl sevmişsem ruh halim yorumuma da yansımış. Kitabı okumayanlar varsa kesinlikle öneriyorum okuyunuz efenim *-*

Yine severek okuduğum bir kitap. Yazarın şirin ve eğlenceli anlatımı yorumuma da yansımış olacak ki okurken her zaman yüzümde bir tebessüm oluyor. 

03. Eğer Yaşarsam - Gayle Forman
Tek kişilik tur adlı bu çalışmamda bir çekiliş yapmadığım kalmış. Yorumum da paylaştığım diğer şeyler de gel beni oku diyor. Haksız mıyım?

04. Fırsatçı - Tarryn Fisher
Nasıl da sinir olmuştum bu kitaba! Ama çok güzeldi hakkını yemeyeyim. Yorumda tüm sinirimi kusmuşum resmen =D

05. Zehir Ustası - Maria V. Snyder
Sosyal medyada paylaşılan ilk yorumum. Yazdığım ikinci yorum sanırım. Bu seriyi çok sevmiştim yine. Buralarda tarzım daha yeni yeni şekilleniyordu =D

İlk tur kitabımız *-* Turun verdiği şevkle yazmışım. Okurken hala o heyecanı hissediyorum. Tabii ilk ve tek yazarla röportajım da bu yorumun içindeydi :)

Bu yazım tur ya da çekiliş olmamasına rağmen çok okunmuş. Yine sevdiğim yorumlarımdan biri.

Espri yapmaya mı çalışmışım o.O Yorumu yazdığımda vizeler yeni bitmişti. Onun sarhoşluğuyla yazdığım çok belli =D

İşte ben ve tarih sevgim bu yorumumda çok bariz bir şekilde kendini göstermiş. Yorumda bile tarih bilgimi konuşturmuşum hale bak! İnsan Sürümü'nde de mühendislik bilgilerimle hava atmıştım. Ben iflah olmam =P

Ve son olarak "bir kitap nasıl son paragrafa kadar övülüp en sonunda yerden yere vurulur" adlı çalışmam. Bu kitabı nasıl da sevmiştim ahhh ah. Kahrolasıca yazar ikinci yarısında rezil etti kitabı! İki farklı insan gibi yazmışım yahu o.O Ama güzel olmuş *-*

Peki siz en çok hangi yorumlarımı beğendiniz?

3 Mart 2013

Final - Becca Fitzpatrick


Kitap: Final
Yazar: Becca Fitzpatrick
Yayıncı: Pegasus
Yayın Tarihi: Kasım 2012
Sayfa Sayısı: 411
Seri Adı: Hush Hush
Tür: Fantastik, Genç-Yetişkin, Romantizm

Nora ve Patch tüm sorunların geride kaldığını düşünmektedir ve genç kız, kovulmuş meleğe karşı hissettiği sevgiden her zamankinden daha emindir. Kovulmuş melek olsun ya da olmasın hayatının aşkı odur. Kökenleri ve kaderleri, birbirlerine düşman olmalarını gerektirse de Nora, Patch'e sırtını dönmeyecektir fakat ikisi de son bir tehlikeyle yüzleşmek için güçlerini toplamalıdır. Hank ölmüştür ve istemeden de olsa Nefilim ırkının lideri olan Nora onun başlattığı işi bitirmek zorundadır. Bu da kovulmuş melekleri, yani Patch'i yok etmesi gerekeceği anlamına gelmektedir. Böyle bir şeyin olmasına asla izin vermeyeceğinden, Patch'le birlikte bir plan yapar. Amaçları savaşı daha başlamadan bitirmektir.

Fakat bazen en iyi hesaplanan planlar bile ters gidebilmektedir. Nora yeni görevine alışmaya çalışırken hiç beklemediği bir şekilde, bağımlılık yapıcı bir güce kapılmaktan kendini alıkoyamaz.
Savaş hatları çizilirken Nora ve Patch hangi tarafta yer alacaktır? Aralarındaki farklılıklarla yüzleşirken bunları ya görmezden gelecek ya da uğruna savaştıkları sevginin yok olmasına sebep olacaklardır. Nihayetinde aşkın bile üstesinden gelemeyeceği engeller yok mudur?
Önceki yazımda da dediğim gibi serinin ilk üç kitabını 2 sene önce set olarak Hepsiburada'dan almıştım. Kitap hakkında bir fikrim olmadığı zaman genelde bu tür alışveriş sitelerine bakarım kim ne yorum yazmış diye. Yorumların hepsi çok güzel olduğu yönündeydi. Ben de kitaplığıma ciltli kitaplar ekleme amacıyla hiç düşünmeden üç kitabı birden almıştım.

Twilight ile ülkemizi de saran genç-yetişkin fantastik (vampir, kurt adam, melek vs.) furyasının ilk meyvelerinden olan Hush Hush serisi düşmüş bir meleğe aşık olan insan kızın başından geçen ilginç olayları anlatıyordu. Zaten pek çok furyada (bkz. Grinin Elli Tonu) çıbanın başı Twilight! Pek çok gencin ilgisini çeken seri ülkemizde de büyük beğeni topladı. Twilight'ı ergenlik dönemimden yeni çıktığım zamanlarda okuyup hiç değilse ilk iki kitabını sevmiş birisi olarak bu kitabı da sevebileceğime inanıyordum. Nitekim serinin ilk kitabı Fısıltı hoşuma gitmişti. Seri kitapları set olarak almanın en güzel yanı hiç beklemeden devamını okuyabilme imkanınız olmasıdır. Ben de beklemeden 2. ve 3. kitapları okudum. Ancak ikisini de sevmedim.

Yazar ilk kitabın aksine bu kitaplarda özgün olamamış ve tabiri caizse kendini tekrarlamıştı. Bunun en güzel örneği Nora karakterinin her kitapta birileri tarafından kaçırılıyor olmasıydı =) Becca, 4. kitapta da bu geleneği bozmamış baş karakterini yine birilerine kaçırtmış. Yazarın bu Kurgu yoksunluğu başta güzel başlayan serinin sonraki kitaplarında benden hep daha kötü puanlar almasına sebep oldu. 

Serinin son kitabından kısaca bahsetmem gerekirse:

Nora, Hank'ı öldürmüş ve zorla ettiği yeminden dolayı Nefilim ordusunun lideri olmuştur. Ancak Nora düşmüş meleklerle yapılacak bir savaşta lider olmak değil, Patch ile mutlu bir hayat istiyordur. Nefilim ırkı bir anda ortaya çıkan bu lideri kabul etmek istemez. Özellikle de bir düşmüş melek ile çıktığı için. Nora bir yandan sevgilsini gizleyip diğer yandan Patch ile zaman geçirmeye çalışsa da en sonunda bir grup kızgın Nefilim tarafından kaçırılıp Patch'den ayrılmaya zorlandığında bir oyun oynayıp Nefilimleri kandırmaktan başka şansı kalmaz, bir de Nefilim sevgili bulmalıdır tabii. Hank'a Nora'yı koruyacağına söz veren Dante, bu iş için biçilmiş kaftandır. Bir yandan sevgili rolü oynarken diğer yandan kaçınılmaz savaşta güçlü olabilmesi için Nora'yı eğitmeye başlar. Nora yeni güçlerine alışmaya çalışadursun, kızgın bir baş melek, bedenini ele geçirmek isteyen düşmüş melekler, onu kabul etmeyen Nefilimler ve Hank ile birlikte yok olduğuna inandığı şeytan hilesi ile uğraşmak zorunda kalacaktır. Peki yaklaşmakta olan savaşı durdurmalı mı yoksa bu savaşta Nefilimlerin lideri olarak görevini yapmalı mıdır?

Kitabın 150 sayfası sıkıntıdan günlerce bitmek bilmedi. Sadece 10 sayfa okuyup da sıkılmak mümkün müdür? Hele de böyle çerez diye tabir edebileceğimiz bir kitapta o_O Araya Beni Seç ve Nemesis girdi. Ben resmen kitabın konusunu unutmaya başladım.

150 sayfadan sonra konu biraz da olsa ilginç bir hal almaya başlıyor. Ancak hala bir şeylerin eksikliğini hissediyorsunuz. Yazar da bunun farkında olacak ki kitabın sonlarına doğru yine sadakatsizlik, kayıplar, güven gibi duygusal temaları öne çıkartarak okuyucuyu etkilemeye çalışıyor. Tabii kitaba küçük sürprizler ekleyerek şaşırtma kozunu da sonuna kadar kullanıyor. Kitabın en duygusal sayılabilecek yerlerinde bir parça bile üzülmedim =D Sürprizlerin çoğu bana saçma ve gereksiz göründü.

Kısacası yazar kitabı resmen "oldu bitti"ye getirmiş. Çok fazla düşünülmeden kurgulanmış bir kitap var karşımızda. Eğer 2. veya 3. kitapları çok sevmediyseniz ve ne olursa olsun seriyi bitirmek gibi bir gayeniz yoksa bu kitabı okumasanız da olur derim =)

Bu da Goodreads puanına her zaman güvenemeyeceğimizin bir kanıtı olsun.

29 Aralık 2012

Karanlığı Elli Tonu - E L James


Kitap: Karanlığın Elli Tonu
Yazar: E L James
Yayıncı: Pegasus
Yayın Tarihi: Kasım 2012
Sayfa Sayısı: 640
Tür: Romantizm, Yetişkin, Erotik
Goodreads | Okuoku | Hepsiburada 


Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı...

Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak.
Ruhu yaralı genç girişimci Christian Greyin karanlık sırlarının yıldırdığı Anastasia Steele, ilişkilerine son noktayı koyup bir yayınevinde çalışmaya başlar. Ama Greye duyduğu karşı konulmaz çekim hâlâ etkisini sürdürmektedir. Grey yeni bir teklifle gelince ona karşı koyamaz. Nihayet her şey daha iyiye gidiyor gibi göründüğü sırada birden geçmişin hayaletleri ortaya çıkar. Anastasia, sorunlu, hırslı ve talepkâr Elli Tonun sinir bozucu geçmişi hakkında, tahminlerinin çok ötesinde şeyler öğrenir ve ilişkileri bir kez daha tehdit altına girer.

Grey içindeki şeytanlarla savaşırken, Ana da hayatının en önemli seçimini yapmak zorunda kalır. Ve bu kararı tek başına vermelidir...

UYARI: Elli Ton serisinin ikinci kitabının incelemesi olup seriye başlamayanlar için spoiler içerir. İlk kitabın incelemesine şuradan ulaşabilirsiniz.

İlk kitabı okuyanlar bilir. Kitabın sonunda Ana, Christian'ın sapkın zevklerinin en acı halini tatmış ve onu terk etmişti. İkinci kitap bu olaydan bir kaç gün sonrayı anlatarak başlıyor. Ana, Christian'a olan aşkı ve tüm bu sapık fantezilere olan tiksintisi ile iki arada bir derede, ondan ayrıldığına hem pişman hem de rahatlamış durumda. Ama bu her gece ağlayıp Christian'ı özlediği gerçeğini değiştirmiyor. Ayrılmaları üzerinden bir kaç gün geçmesine rağmen Christian ne yapıp edip Ana'yı yatağına atmayı başarıyor =/ Tabii bunda Christian'ın Vanilya Aşk'a sıcak bakmasının da etkisi var =D Artık kırmızı oyun odası yok! Dayak yok! Peki Christian bunlar olmadan mutlu olabilir mi?

Ana ile Christian gerçek sevgililer gibi tüm dünyaya pozlar vere dursun, geçmişten gelen bir sevgili Ana'yı tehdit etmeye başlıyor. Kıskançlık ve sahiplenmeye şimdi de koruma duygusunu ekleyen Christian, geçmişinden kaçamayacağını fark ediyor ve tüm gerçekler yavaş yavaş ortaya seriliyor. Christian'ın geçmişi, yaptığı tüm kötülükler Ana'yı kaçırmaya yeter mi yoksa aşk her şeyi affeder mi? Tüm bunları kitabı okuyarak öğrenebilirsiniz...

İşin aslı kitabı okumadan önceki beklentilerim Christian'ın yine Ana'nın peşinden koşacağı ama Ana'nın ona pas vermeyeceği yönündeydi. Bu konuda büyük hayal kırıklığına uğradığımı söylemeliyim. Eh sonuçta bu bir erotik roman ve kitabın 300-400 sayfası Christian ve Ana'nın kara, hava, deniz demeden her yerde ve her zaman ilişkiye girmesini içeriyor. (Tamaaaaaaam ayrılın yeter anladık!) Hadi ama E L! Bu kitapta bir şeyler eksik. Mesela KONU!! Yazar konuya biraz heyecan katmak isteyip Christian'ın eski itaatkarını peşlerine takmış ama bu da pek fayda etmiyor ne yazık ki. Eski itaatkar ile Christian'ın karşı karşıya gelmesini gören Ana'nın kafasında YİNE "acaba Christian'a göre miyim?" sorusu hortluyor ve bizi yine sıkan "ona göre miyim değil miyim sendromu" ile sayfalarca uğraşmamıza sebep oluyor. (Ona göresin işte be kadın! Aaaaaaaaaaaaa!) Diğer yandan Christian artık eskisi gibi değil. Vanilya aşk ile mutlu olmaya ve sınırlarını Ana için yavaş yavaş kaldırmaya çalışıyor. Ve işte tam da buralarda Christian'ın gerçekten aşık olduğunu görebiliyoruz. İlk kitapta salt erotizm olan kitaba biraz aşk geliyor neyse ki!

Yaklaşık 400 sayfa sıkıntıdan çatladım. Dediğim gibi yer ve zaman ayrımı yapmaksızın her yerde "yapan" karakterlerimize bir konu lazımdı ve 400lerde o konuyu da bulmuş olduk çok şükür. Christian'ın tüm geçmişini öğreniyoruz *-* Ve en az Ana kadar şaşıracağımız ve korkacağımız bir geçmiş ile karşılaşıyoruz. Tüm bu geçmişi öğrendikten sonra Ana ne yapar bunu da kitabı okuyarak öğrenin =)

Veeee Christian'ın belkide Ana'dan sonra en çok önem verdiği kadın Elena nam-ı diğer Bayan Robinson ile nihayet karşılaşıyoruz! Elena'nın varlığı bile iki aşığın aralarını bozmaya yetiyor tabii ki. Bir de Elena'nın ısrarla Ana ile görüşme talebinde bulunması bardağı taşıran son damla oluyor. Christian Ana'yı kaybetmemek için öyle şeyler yapıyor ki biz bile şaşırıyoruz. (Hmmm küçük bir ipucu vereyim: İtaatkar Christian) Elena her ne kadar aşık ikilimizin mutlu olmalarını ister gibi görünse de onları bir türlü rahat bırakmıyor. (Senin derdin ne kuzum?)

Sonuç olarak tüm o komik maillere ve Christian'ın şok edici geçmişine rağmen seriyi bu kitap ile noktalama kararı aldım. Bundan sonra konunun bir yere gideceği yok ve sonunda yazarın kitabı gerilim romanına çevirme çabaları kitabı benden soğutmayı başardı. Her şeyi tadında bırakmak lazım diyor ve Elli Ton konusunu burada kapatıyorum. Umarım incelememizden zevk almışsınızdır. Sonuçta AMACIMIZ ZEVK VERMEK =P


24 Kasım 2012

Grinin Elli Tonu - E L James


Kitap: Grinin Elli Tonu
Yazar: E L James
Yayıncı: Pegasus
Yayın Tarihi: Eylül 2012
Sayfa Sayısı: 576
Tür: Romantizm, Yetişkin, Erotik
Goodreads | Okuoku | Hepsiburada 


Edebiyat öğrencisi olan Ana Steele, genç girişimci Christian Grey'le röportaj yapmaya gittiğinde son derece çekici, zeki ve sinir bozucu bir adamla karşılaşır. Toy ve masum Ana, bu adama duyduğu arzu karşısında şaşkına döner ve adamın gizemli doğasına rağmen ona yakınlaşma arzusuyla yanıp tutuşur. Ana'nın güzelliği, zekâsı ve özgür ruhuna direnemeyen Grey de onu istediğini kabul eder, ancak şartları vardır...

Grey'in sıra dışı erotik istekleri karşısında şoka uğrayan ama bir yandan da heyecana kapılan Ana tereddüde düşer. Büyük başarısına rağmen -çok uluslu şirketleri, uçsuz bucaksız serveti ve sevgi dolu bir ailesi vardır- Grey şehvete esir olmuş ve hükmetme hırsı olan bir adamdır. Çift, cüretkâr ve tutkulu bir fiziksel ilişkiye yelken açarken, Ana, Christian'ın karanlık sırlarını ve kendi gizli arzularını keşfeder.

Bir vize haftasının daha sonuna geldiiiik. Tabii ben sınav mınav deyip boş durdum mu? HAYIR =) Son zamanların en popüler serisi Elli Ton'un ilk kitabını okumuş bulunmaktayım *-* Sevdim mi? Onu aşağıdaki yazımın sonunda öğrenebileceksiniz. Bu sefer tanıtım yazısını es geçiyorum. Kapak arkası tanıtımı yeterince açıklayıcı zaten...

Kitap o kadar ilginç geldi ki bana, puanlama yaparken ne versem şaşırdım o_O Bazı yerlerde aşırı sıkıldım, bazı yerlerde gülmekten yerlere yattım, hatta sonlara doğru hüzünlendim. "Lan tam da bir şeye benziyordu kitap" dediğimde kitap bitti xD

Neden iyi kızlar kötü erkeklere aşık olur? sorunsalı


Öncelikle Ana'yı çok sevdim. Aklı başında, hazır cevap bir kız. İç sesine, içindeki tanrıçaya, başka karakterler hakkındaki yorumlarına öldüm bittim resmen. Kitabın artısı Ana'ydı diyebilirim. Yazarın Twilight'ın Bella'sından esinlendiği düşünülürse çok daha güzel bir karakter yazdığını söylemeliyim. Yazar Ana'nın duygularını çok güzel aktarıyor okura. Evet aşık, ve bu da gerçekten zor bir seçim yapmak zorunda bırakıyor onu. Sevdiği adam için sevmediği şeylere katlanıyor. Son ana kadar aklı başına gelsin de bıraksın adamı diye bekledim durdum! Anacığım sana erkek mi yok =P

Christian aaaaah Christian... Ana'nın deyimiyle Kontrol Manyağı... Ayrıca sapık ve sadist bir yönü de var ki zaten ikilinin ilişkilerini zora sokan da bu özellikleri. Evet, çok yakışıklı, çok zengin, sekste çok iyi falan anladık ama karakter sıfır! Adam sır küpü. Serinin devamında hakkında daha fazla bilgi sahibi olacağımız kesin. Ancak bu haliyle maillerde göstermiş olduğu performans (!) dışında sevilebilir bir karakter olduğunu düşünmüyorum. Her şeyden önce kendisinden nefret eden bir karakter... Belki de gelecekte bunları düzeltebilir, belki de Ana ona yardım edebilir ama şahsen ben Ana'nın yerinde olsam bu zahmete girer miydim? HAYIR.

Erotizmde çığır açmışlar dediler, geldik

Kitabın en sıkıcı kısımları bana göre seks sahneleriydi. Öyle 50 ton falan görmedik pek. Dayak boldu. Bir iki bağlama, kırbaçlama falan bildiğimiz şeyler canıııımm =P Bunaldım, arada sayfa atladım. Bazı yerler o kadar çok kadını aşağılıyordu ki iğrendim.

Bunları kitaptan çıkarın, atın. Kitapta bir mailleşme sahneleri vardııııııı. Offf hayatımda böyle eğlendiğimi hatırlamıyorum. Mail konularına karşı bakış açım değişti xD Meğer ne kadar eğlenceli olabiliyormuş xD Christian'ı en çok sevdiğim sahneler bunlardı. Sırf o mailler için kitap okunur mu? EVET!!!!

-SPOILER BAŞLAR- Kitap (hmmmm notlarıma bakayım...) 25. bölümden itibaren ciddi anlamda güzelleşiyor. Ana'nın gerçekleri görmeye başlamasıyla, iki aşık birbirine nasıl da uymadıklarını fark ediyor. Benim buradaki tepkilerim "Yürü be  Ana! Kim tutar seni!!" şeklinde olduğu için bazılarına duygusal gelen bu bölümlerde çok üzüldüğümü söyleyemeyeceğim... Ama tabii ki Ana için çok üzüldüm. Büyük hayal kırıklığı yaşadığı kesin. -SPOILER BİTER- Eğer yazar ikinci kitapta (ki kitabın tanıtımına göre öyle gözüküyor) Christian'ın karanlık kısmını aşmasına yoğunlaşırsa çok daha duygusal ve aşk dolu bir devam kitabı okuyabiliriz diye düşünüyorum.

Müzik kitaptaki duyguları hissetmemizi sağlar mı?

Kitabın bir diğer artısı, Grey'in ruh hallerini hissetmemizi sağlayan müziklerdi. "Ya bu hangi müzikmiş böyle" deyip de bir kaçını dinledim ve gerçekten çok güzel parçalar seçmiş yazarımız. 

Sonuç olarak maillerin ve sonlara doğru kendini gösteren duygusallaşmanın hatırına kitaba verdiğim not:



Seriye devam edecek miyim? İkinci kitabı aldım bile =)
Buarada Voodoocuğumla birlikte başladığım bir kitap oldu Grinin Elli Tonu. Tabii benim vize haftası çilemden faydalanıp erken bitirdi hanımefendi =P Haliyle incelemesini de önceden yazmış. Merak edenler buradan bakabilir...

Şöyle bir baktım da haddinden fazla detaylı bir inceleme yazısı olmuş =) Okumaya değer görenlere çok teşekkürler. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle...

Hadi kaçtım, bebek =P